Taliban’ın gelişinden iki yıl sonra Afganistan’da kadın olmak: “Hayattayız ama yaşamıyoruz”

Afganistan’da Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de yönetime gelişinin üzerinden iki yıl geçti. O günlerde dünya genelinde en çok endişe edilen konulardan biri, Taliban’ın 20 yıl önce olduğu gibi, kadın haklarını hiçe sayan uygulamalarına geri dönüp dönmeyeceğiydi.

Taliban o günlerde yaptığı açıklamalarda, “Şeriat kuralları temelindeki kadın haklarına bağlı olduklarını”, İslam çerçevesinde kadınların çalışmasına ve eğitim görmesine, toplumda aktif olmalarına izin verileceğini” söylemişti.

Birleşmiş Milletler (BM) ve bağımsız kuruluşların raporları ve Afganistan’da kadınların katıldığı anketler ise son iki senede kadınların ve kız çocuklarının sistematik olarak toplumdan ve politik yaşamdan dışlandığını gösteriyor.

BBC Türkçe sondönemde Afganistan’a giderek görüşmeler yapan araştırmacı ve gazetecilerle, ülkede bugün kadın ve kız çocuğu olmanın ne ifade ettiğini konuştu.

Afganistan’daki hak ihlalleri üzerine çalımalar yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısı Fereshta Abbasi, “Afganistan hiçbir zaman kadınların yaşaması için ideal bir ülke değildi. Ancak Taliban yönetime geldikten sonra uğruna savaştığımız her şeyi kaybettik” diyor.

Abbasi, daha önce kanun gereği Meclis üyelerinin yüzde 25’inin kadınlardan oluştuğunu; kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme ve bu konudan sorumlu bir bakanlık olduğunu hatırlatıyor. Abbasi, bu koruma sisteminin Taliban’la birlikte ortadan kalktığını söylüyor:

“Afganistan’da bir kadın olarak farklı seviyelerde savaşıyorsunuz. Mücadeleye aile içinde başlıyorsunuz ve sonra kendinizi topluma, ardından işyerinize kanıtlamanız gerekiyor. Dolayısıyla temel haklar bizim için her zaman bir mücadeleydi.

“Afgan kadınlarının yıllarca uğruna savaştığı, en büyük başarılarından biri Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Kanun’du. Bunu kaybettik.”

“Bazı bölgelerde kızların 10 yaşından sonra eğitim alması yasak”

Araştırmacılar, Taliban’ın tam bir merkezi yapılanması olmadığını söylüyor. Kurallar yerel yöneticilerin inisiyatifine göre değişebiliyor. Ancak Kabil’den, yani merkezden gelen “kız çocuklarının 6. sınıftan itibaren okula gitmesinin yasaklanması” gibi emirler her bölgede uygulanıyor.

BM İnsan Hakları Konseyi altında çalışan, BM Kadın ve Kız Çocuklarına Karşı Ayrımcılık Çalışma Grubu Başkanı Dorothy Estrada Tanck, yasakların ekonomik, sosyal, coğrafi çeşitlilikten dolayı 34 vilayette farklılık gösterdiğini belirtiyor. Kaynak eksikliğinden dolayı hiyerarşik yapıyı tespit etmenin zor olduğunu ekliyor.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Fereshta Abbasi, Taliban’ın iki yıldır hiçbir yazılı düzenleme, anayasa olmadan ülkeyi yönettiğini hatırlatıyor ve kararların yüzde 80’inden fazlasının kadın haklarını kısıtladığını ekliyor.

Bunların başında eğitim geliyor. Ülke genelinde kız çocuklarının 12 yaşından itibaren eğitim alması yasak. Yani buna üniversite eğitimi de dahil.

BBC Afgan servisinden Alia Rajai, uygulamaların ve söylemlerin değişiklik gösterdiğine dair iki örnek veriyor. İlki bu eğitim yasağının Gazne vilayetinde 10 yaşa indirilmesi.

Rajai, ikinci örnek olarak ise Taliban’ın diğer yöneticilerinin aksine Dışişleri Bakan Yardımcısı Sher Mohammad Abbas Stanikzai’nin kız çocuklarının okumasını desteklediğini basında, camilerde, hükümette defalarca dile getirmesini veriyor. Stanikzai İslam’ın bunu yasaklamadığını belirtmişti.

‘Büyüdüğüm yer değişmişti’

Abbasi, Stanikzai gibi bakan yardımcısı seviyesindeki Taliban yetkililerinin kızların tekrar okula döneceği yönünde açıklamaları olduğunu, ancak henüz bir değişim yaşanmadığını belirtiyor. Abbasi, “Bu nedenle sistematik bir ayrımcılık olduğunu söyleyebiliriz” diyor ve kadınların yalnızca sağlık, beslenme ve eğitim sektörlerinde, kısıtlı bir şekilde çalışabildiğini ekliyor.

Estrada Tanck, geçtiğimiz Nisan-Mayıs aylarında Afganistan’daydı.

Ortak çalışma kapsamında onlarca Afgan kadınla görüşmeye katıldı.

Tank, BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, kadınların BM dahil sivil toplum kuruluşlarında çalışmasının da yasaklandığını belirtiyor. Bunun da kadınların ekonomik özgürlüğünü kaybetmesine yol açtığını, aynı zamanda aileleri ya da yalnız kadınları büyük bir yoksulluğa sürüklediğini ekliyor.

Rajai da dört senenin ardından Temmuz ayında Kabil’e gittiğini anlatıyor:

“Kabil; büyüdüğüm, okuduğum, gençliğimin geçtiği yer değişmişti. Güzellik salonları kapatılmadan önceki gün bir salona gittim. Kadınlar randevu almaya çalışıyordu. Saç boyatmak, tırnaklarını yaptırmak onları mutlu eden küçük şeylerdi. Şu an kadınların bile kadınlara hizmet etmesine izin verilmiyor. Bu kısıtlamayla 60 bin kadar kadın işini kaybetti”.

Kabil’de, Taliban’ın yönetime gelişinden önce hükümette çalışan bir kadınla konuşan Rajai, “İşini kaybetti. Sonra güzellik salonunda çalışmak için dövme yapmayı öğrendi. Taliban hayallerini elinden aldı. Artık evde oturuyor” diyor.

‘Hayattayız ama yaşamıyoruz’

Kadınların seyahat etmesi için yanlarında eşleri ya da yakın akrabalarından bir erkek olması gerekiyor. Uzmanların aktardığına göre çoğu bölgede kadınların evlerinden ayrılmaları için de bu kural geçerli.

Abbasi, kadınların sokağa çıkmak için burka giymeleri, bazı bölgelerde de yüzlerini de kapatmaları gerektiğini ifade ediyor.

Rajai, Kabil’in merkezinde nadiren tek başına yürüyen kadın gördüğünü ve çoğunun sadece gözlerinin açıkta kaldığını anlatıyor:

“Biraz kısa bir kıyafet giyen kızlar durduruluyor, anne babaları çağırılıyor, ‘Bu kızınıza yapılan son uyarı’ deniliyor.”

“Kadın sokakta ‘Neden yanında erkek olmadan dışarı çıkıyorsun?’ diye sorgulanırsa, sorumlu olan erkek de cezalandırılabilir” diyen Estrada Tanck, “Bu da toplumsal kısıtlama ortamı yaratıyor, ataerkilliği ve erkek kontrolünü daha da pekiştiriyor” diyor.

Estrada Tanck, “Konuştuğumuz bir kişi ‘Hayattayız ama yaşamıyoruz’ dedi. Kendi evlerinde hapisler” diye de ekliyor.

Afganistan’da araştırma yapan BISHNAW platformunun yaptığı, 17 bölgede 2 binin üstünde kadın ve kız çocuğunun katıldığı ankette 908 kişi; eğitime erişim, çalışma, hareket özgürlüğü, doğum kontrolü seçeneklerinin hepsinden endişeli olduğunu söyledi.

Şiddete karşı kanun, mahkemeler, sığınma evleri feshedildi

Afganistan’da yaşananların psikolojik sonuçları da var.

Abbasi, “Esas olarak iki yılın ardından Afganistan’da kadınların hayatı yok, sesleri yok. Ülke içinden kiminle konuşsak, gelecek umutları olmadığını söylüyor” diyor.

Estrada Tanck’in görüşmelerden çıkardığı sonuç da benzer. Kadınlarda anksiyete ve çaresizlik duygusunun arttığını belirtiyor:

“Eğitim, iş ve sokağa çıkma kısıtlamalarının yanı sıra, hukuk sistemi de tasfiye edildi. Anayasa ve kadına yönelik şiddet, aile içi şiddetten korunma hakkı üzerine kanunlar, ihtisas mahkemeleri, kadın sığınma evleri vb. feshedildi. Evden ancak mahremiyle çıkabilen bir kadın, o kişiden şiddet görüyorsa ne yapabilir? Başka bir aile üyesi bulsa bile nereye gidebilir? Bu onları tamamen savunmasız bırakıyor.”

Şiddetin yanı sıra, zorla ve çocuk yaşta evlendirmelerin de yaşandığına dikkat çeken Estrada Tanck, tüm bunların birbirine bağlı olduğunu vurguluyor:

“Gelir olmadan, okula gitmemek, beklentisiz evde kalmak; aile içi şiddeti ve ayrıca, zorla veya çocuk yaşta evlilik olasılığını artırıyor. Bazen aileler bunu aşırı yoksulluktan kaçmak için bir çıkış yolu olarak görüyor.”

Hala protestolar, dayanışma kurumları var

Abbasi, Taliban iktidar olduktan sonra Afgan kadınların Kabil, Herat, Mezar-ı Şerif’te protestolar düzenlediğini, bunların şiddetle bastırıldığını hatırlatıyor.

Araştırmacı Abbasi, “Bazı gazetecileri ve protestocuları gözaltına aldılar. Kötü muamele gördüklerini, tutuldukları koşulları belgeledik” diyor.

Rajai, “Kadınlar hala her yerde eylem yapıyor, özellikle Kabil’de. İkinci yıldönümü nedeniyle bugünlerde de protestolar var. Taliban bunlara izin vermiyor, tazyikli suyla ya da kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açarak karşılık veriyor ” diyor.

BBC Afgan Servisi’nden Rajai, gözaltılardan sonra artık kadınların daha çok yüzlerini gizleyerek eylem yaptıklarını ve bu şekilde basınla temas edip, seslerini duyurmaya çaıştıklarını ekliyor:

“Kadınlar protestolarda çalışmak istediklerini söylüyor, özgürlük talep ediyor.”

Estrada Tanck, hala kadınların dayanışma için çok küçük örgütlenmeleri olduğunu belirtiyor:

“Direniyorlar. Umudu canlı tutmaya çalışıyorlar. Hala ellerinden geldikçe yardım ediyorlar. Çoğumuz için bir ilham kaynağı. Ancak desteğe ihtiyaçları var”.

Kadın ve kız çocuklarının hakları nasıl değişti?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir