AYM üyesinden skandal ‘soyadı’ savunması: Kadın erkek eşitliği ‘modern hurafe’dir

Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul 8. Aile Mahkemesi’nin Türk Medeni Kanunu’nda yer alan, “Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir” hükmünün “Erkeğin doğumla kazandığı soyadını ömrü boyunca kullanması mümkünken aynı hakkın kadına tanınmamasının eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı” gerekçesiyle yaptığı başvuruyu değerlendirdi.

KARAR 6’YA KARŞI 9 OYLA ALINDI

Söz konusu başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, anayasaya göre kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu, ailenin de “eşler arasında eşitliğe dayandığını” belirterek hükmü iptal etti. AYM’de 6’ya karşı 9 oyla alınan kararda, üyeler Kadir Özkaya, Muammer Topal, Yıldız Seferinoğlu, Selahaddin Menteş, İrfan Fidan ve Muhterem İnce‘nin karşı oy kullandığı ortaya çıktı. Muhalefet şerhi düşen Muammer Topal’ın skandal ifadeleri dikkat çekti.

41’İNCİ MADDEYİ HEDEF ALDI

Karşı oy‘ gerekçesinde Medeni Kanun’daki hükmün Türk toplumunun aile birliği ve bütünlüğünün devamı olduğunu belirten Topal, “Soyadının kişilik haklarından olması ona hiçbir şekilde müdahalede bulunamayacağı anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

Topal, kadın ve erkeğin insan olarak ‘eşdeğer‘ olsa da cinsiyetin yol açtığı farklılıklar açısından aynı olduklarını iddia etmenin mümkün olmadığını savunarak “Bu konuda modern dünyanın öne çıkardığı unsur eşitliktir. Kadın-erkek eşitliği fikri bir çözüm olarak üretilmiş ve bu yönde yapılan yasal düzenlemelerle daha da güç kazanmıştır. Anayasa’nın 41’inci maddesindeki hükmün uzantısı olarak ülkemizde bu yönde politikalar geliştirilmiş; kadına yönelik pozitif ayrımcılık söylemleriyle önemli adımlar atılmıştır” dedi.

‘KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ TOPLUMDA HUZURU ADALETİ VE MUTLULUĞU SAĞLAYAMAZ’

İtiraz gerekçesinde kadın ve erkeğin anatomik, fizyolojik, psikolojik ve cinsiyet farklılıklarının sosyal anlamda da eşitliği imkansız kılan bir özelliğe sahip olduğunu ve iki cinsiyet arasında yaratılış gerçekliği olarak yapısal eşitsizlik olduğunu söyleyen Topal, “Dolayısıyla üzerinde söz söylemeye fırsat bile verilmeden kabullenilmesi gereken dogmatik bir değer olarak öne sürülse de ailede kadın/erkek eşitliği, modern hurafelerden birisidir ve ne ailede ne de toplumda huzuru, adaleti ve mutluluğu sağlayabilecek bir özelliğe sahiptir” ifadelerini kullandı.

TOPAL’IN SÖZLERİNE HUKUKÇULARDAN TEPKİ

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) Cumhur İttifakı’na katılmak için kaldırılmasını şart koştuğu “aile ve kadını şiddete karşı koruyan” 6284 Sayılı Kanun’un tartışmaya açıldığı bu dönemde AYM üyesi Topal’ın skandal ifadelerine hukukçulardan tepki geldi.

Cumhuriyet’e değerlendirmede bulunan Avukat Yiğit Acar, “Yazılan muhalefet şerhi, Anayasa’nın eşitlikçi ve özgürlükçü yaklaşımının tam tersidir. Şerhi yazan AYM üyesi kadın erkek eşitliğine tamamen karşı olan zihniyetin bir temsilcisidir. Eşitlik hakkını tanımlarken kullanılmaması gereken ne kadar kavram varsa, muhalefet şerhinde kullanılmıştır” dedi.

Acar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zaten bu da göstermektedir ki, AYM’nin son dönem atanan üyeleri liyakat, birikim ve tecrübeleri ile değil iktidara bağlılık ilkesi kapsamında bu göreve gelmektedirler. Esasen bırakın en üst düzey yargı organında göreve gelmeyi, adli yargıda dahi yükselmemeleri gerekiyordu. Son yıllarda Erdoğan tarafından atanan bu üyelere işte tam da bu sebepten karşı durduk ve karşı durmaya devam edeceğiz.”

Avukat Atilla Özen ise AYM’nin 2010’daki Anayasa değişikliğiyle siyasal iktidar düşüncesinde yeniden yapılandırıldığına vurgu yaptı. Özen, “Anayasa Mahkemesi’nin kararında tercih edilen bu dili, toplumsal eşitlik anlayışından uzak düşüncenin ilgilisine bildirilmesi olarak değerlendirmek gerekir” diye konuştu.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir